5 Mayıs 2011 Perşembe

ulucami tarihçe

Çok süratli, atılgan ve cesaretli bir kişiliğe sahip olduğu için "Yıldırım" lakabıyla anılan Bayezid Han, 1389 yılında babası Murat Hüdavendigar 1. Kosava savaşında şehit düşünce, onun yerine Osmanlı Devleti 'nin dördüncü padişahı olarak başa geçmiş ve 1402 Ankara Savaşına kadar devletin başında kalmıştır.

Yıldırım Bayezid, Anadolu Türk beyliklerini birer birer Osmanlıya bağlayarak Anadolu 'da Türk Birliğini tesis etmeye çalışırken, diğer yandan da İstanbul kuşatmalarını gerçekleştiriyor, bu arada Balkanların Fethine de önem veriyordu.

Büyük bir askeri dehaya sahip olan Yıldırım Bayezid Han 'ın Balkanlardaki faaliyetleri bütün Avrupa ülkelerine, Haçlı ittifakına yöneltmiş ve Türkleri Balkanlardan atmak isteyen Haçlı Ordusu ile 1396 yılında Niğbolu Savaşı yapılmıştır.

Bu savaş öncesi Yıldırım Bayezid, Allah 'a dua edip niyazda bulunmuş, zafer müyesser olursa yirmi cami yaptıracağı vaadinden bulunmuştu.Niğbolu Savaşı 'nda müttefik Haçlı Ordusunu Allah 'ın inayetiyle malup eden Yıldırım Bayezid Han, Bu savaşta çok büyük ganimet elde etmişti. Elde ettiği bu ganimetlerle Zaferin şükrünü ifa niyetiyle ve adağını da
yerine getirmek üzere yirmi cami yaptırmak istemişti.

Yıldırım Bayezid Han bu niyetini damadı olan Seyyid Emir Sultan Hz. Açtı. Emir Sultan "Hünkarım, yirmi cami yerine, Müminlerin toplanmasına vesile olacak Cuma namazlarının kılınacağı yirmi kubbeli bir cami yaptırsanız…" deyince, padişah bu teklifi uygun gördü.

Kaynaklarda belirtildiğine göre; Caminin nereye yapılacağı araştırmaları devam ederken, Emir Sultan bir rüya görür. Rüyasında bir zat –Peygamber Efendimiz (S.A.V) olduğu rivayet edilir- caminin yerini parmağıyla çizer Emir Sultan rüyadan sonra işaret edilen yere gidip bakar ve orada daha önce olmayan otların bittiğini görür. Bunun üzerine caminin yeri tespit edilmiştir.

Emir Sultan 'ın, caminin nasıl ve nerede olacağını belirlemesi üzerine, "beşinci makam" olarak nitelendirilen, "Cami-i Kebir-i bî-nazir" "Benzeri olmayan büyük caminin" inşasına başlanır.

ULU CAMİ 'NİN İNŞAASI

Anadolu 'daki bütün Ulu Cami 'lerin en büyüğü ve en görkemlisi olan Bursa Ulucami 'nin yapılış tarihi hakkında farklı görüşler vardır. Fakat üzerinde ittifak edilen konu, Niğbolu Zaferinden sonra yapılmış olmasıdır. Caminin yapımına başlama tarihi olarak kaynaklar, h.799/1397 yılını verirler.

ULU CAMİ 'NİN İNŞAASI VE ŞENGÜL HAMAMI

Emir Sultan 'ın aldığı manevi işaret üzerine yer tespiti yapıldıktan sonra, Yıldırım Han 'ın emriyle hemen inşaata başlanır. İnşaatta çalışan usta ve işçiler gayet halis bir niyetle ve gayretle inşaatı yapmaya çalışırlar. Bu arada inşaat devam ederken, Bir işçi aldığı taşı götüreceği yere kadar götürüp tekrar geri getirerek yerine koyar. Bu böyle birkaç defa tekrar edince ustanın dikkati çeker ve sebebini sorar. Meğer işçi boy abdesti ihtiyacından dolayı böyle yapmaktadır. İşçi gusül abdesti alınmadan taşınmadan taşınan bir taşın cami duvarına konmasını uygun görmeyecek kadar hassasiyet göstermiştir. Durum Padişaha iletilir. Cami inşaatına ara verilerek derhal caminin kuzey kısmına bir hamam yaptırılır bu hamamın ismi Şengül Hamamı 'dır. Bu gün bu hamamın yerinde Gümüşçüler Çarşısı vardır.

ULU CAMİ 'NİN MİMÂRI

Osmanlı 'nın ilk büyük yapılarından biri olan Ulu Cami gibi muntazam bir eserin mimarı, kesin olarak bilinmemektedir. Bilinen isimler de tereddütle karşılanmaktadır. Bazı kaynaklar Yeşil Cami'yi yapan Hacı İvaz'ı gösterirken, diğer bazıları Ali Neccar ismi üzerinde dururlar. Şurası
bir gerçek ki; Ulu Cami, mimarlık yönü itibariyle belki mükemmel sayılmayabilir ama manevi yönü itibariyle önemli bir eserdir. Cami inşasının bitiş tarihi üzerinde ihtilaf yoktur. Bu tarihi, caminin muhteşem minberinin taç kapısına yazılmış, kabartma yazıdan öğreniyoruz. Bu yazıda caminin "Murat Han oğlu Yıldırım Han 'ın emriyle 802 senesinde" tamamlandığı ifade edilmektedir. Buradaki tarih, hicri takvime göredir bu tarih miladi takvime göre 1399 yılıdır.


ULU CAMİ 'NİN UĞRADIĞI TAHRİBAT

Ulu cami ibadete açıldıktan kısa bir süre sonra kötü bir durumla karşılaşacaktır. 1402 Ankara Savaşı 'nda Yıldırım Bayezid Han Timur 'a yenilince, Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi geçirdiği gibi, ülke toprakları maddi ve manevi bakımdan büyük tahribat görür. Devletler arası savaşın beraberinde getirdiği yıkım, üzücü bir şekilde bu ulu mabede de tesir eder. Zira, Ulu cami, bir müddet Timur 'un Moğol Komutanları tarafından ot ambarı ve ahır olarak kullanılmış ve Bursa 'yı terk etmeden evvelde Timur 'un adamları camiyi yakarak tahrip etmiştir. Bunun bir delili olarak Kazım Baykal eserinde, 1855 depremini gören ihtiyarların anlattıklarına dayanarak zelzele sonrası yıkılan kubbe enkazının kaldırılması sırasında kubbe sıvalarının altında yoğun bir is tabakasının mevcudiyetinden bahsetmektedir.

Timur 'un askerleri Bursa 'dan gitti derken bu sefer Karamanoğlu II.Mehmed 'in 1411 'de Bursa 'yı işgali sırasında Ulu Cami bir tahribata daha sahne olmuştur. Karamanoğlu, Yıldırım Bayezid 'e büyük bir kin ve nefret duyduğundan akla hayale sığmayacak kötülükler yapmıştır. Orhan Camiini yaktırdığı, Yıldırım Bayezid 'in kabrine türlü hakaretler yaptığı yetmi -
yormuş gibi Ulu Cami 'nin dış kısmını tavana kadar yığdırdığı odunla ateşe vererek yaktırır. Çelebi Mehmed döneminden 1950 'lere kadar kalın bir beyaz sıva tabakasının ardına gizlenen Ulu Cami, 1958 Büyük Çarşı yangınında kuzey avlusunun da yanmasından sonra 1959-1961 onarımında sıvası kaldırılarak asli haline döndürülür. Hala taşlarda yangının eseri olan isleri görmek mümkündür.

Ulu Cami ayrıca bu istilaların haricinde deprem, yangın ve lodos gibi felaketlerden de çok zarar gömüştür. Özellikle 1855 depreminde iki kubbesi hariç bütün kubbeleri çökmüştür. 1889 yangınında minarelerin külahları yanmış ve bunun üzerine bugünkü boğumlu kagir külahları yapılmıştır. Ayrıca cami, çeşitli tarihlerde şiddetli lodos nedeniyle de zarar görmüştür.

DÜNDEN BUGÜNE ULU CAMİ 'NİN TAMİRATI

Ulu Cami 'yle alakalı kaynaklardan ilk tamiratın 1494 miladi yılında yapıldığı ve 10.000 akçe para sarf edildiği anlaşılıyor. Bu tarihten günümüze kadar 1503, 1551, 1563, 1572, 1668, 1670, 1724, 1815, 1855 ve 1961 yılarında büyük çapta tamirat yapılmıştır. Yapılan onarımlar sonucu Ulu Cami bugünkü görünüme kavuşmuştur.

Özellikle 1855 depremi sonrası büyük bir tamirata ihtiyaç duyan cami için dönemin sultanı Abdülmecid Han hazineden para aktarmış, görevliler yollamıştır. Bu tamirat, dönemin Bursa Valisi Namık Paşa 'nın da bizzat sırtından enkazı dışarı çıkararak halkı teşvik etmesiyle üç yılda tamamlanabilmiştir.

Bu deprem sonrası padişah tarafından görevlendirilen büyük hattatlar M.Şefik Bey ile Abdülfettah efendi camideki yazıları tamir edip, yeni yazılar da ilave ederek bugünkü muhteşem hat koleksiyonunu ortaya çıkarmışlardır. Fakat sonraki dönemlerde özellikle boya ile yapılan süslemeler zevksiz bir batı özentisinin ürünü olarak cami içindeki uyumu kısmen bozmuştur.

1959-1961 yılları arasında yapılan restorasyonla caminin dış sıvaları sökülmüş, bugünkü vaziyete getirilmiştir. Kubbelerden yağmur sularının içeriye sızması ve hem yazıları hem de iç sıvalar bozması nedeniyle 2002 yılında kubbelerin kurşunları yenilenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder