4 Mayıs 2011 Çarşamba

Ulucami'nin vav'ları





Bursa Ulu Camide, Caminin batı cephesinde, bir başka ifadeyle günümüzde hanımların namaz kıldığı yerin batı duvarında, çok değişik bir şekilde işlenmiş büyük celi sülüs dört tane vav harfi dikkat çekmektedir. Bu 4’lü vav bir sırrı içerir. Bu 4’lü vavın içinde Ittaku’l- Vâvat yazar.
Yani; “vavlardan sakınınız!”
Peki nedir bu 4 vav?
  • Vakıf
  • Veraset
  • Velayet
  • Vasiyet
Bu mesaj herkes içindir ve derinliği çok anlamlıdır. Vakıfları soyanlara, yetim hakkı yiyenlere, milletin verdiği velayeti kaldıramayanlara, taşıyamayanlara, vasiyet misali söylenmiştir sanki.


Aynı camide birde 7’li vav vardır. Aziz Peygamberimiz (sav) 7 vava dikkat çekiyorlar ve buyuruyorlar ki; vavların işaret ettiği hallere ve mesleklere yönelirken temkinli olunuz. Mesela;
  • Vali olmak
  • Veli olmak
  • Varis olmak
  • Vekil olmak
  • Vezir olmak
  • Vakıf malını değerlendirmek
  • Birde sıkca Vallahu yemininde bulunmak
Evet, bu vazifeleri yerine getirirken hassas olunmasını ve ölçülü davranılmasını da tavsiye ediyor, Peygamber Efendimiz.
Geldiğimiz zamanda Milletvekili olmak için servet ortaya döküp sakınılması gereken bir mevkiye talip olanların sayısının onbinleri bulması herhalde sizleri şaşırtmamıştır. Demokrasi düzeninde bizler seçim esnasında tanımadığımız, liyakatini, yeteneklerini bilmediğimiz kişilere vekalet veriyor ve bizlerin haklarını savunmalarını, ülkeyi adil bir şekilde yönetmelerini bekliyoruz. Umarım vekaleti alanlar vavların sırrında söylendiği şekilde temkinli olmalarının farkındadırlar.

photo


Bursa'ya ne zaman yolum düşse ayaklarım beni Ulucami'ye sürükler. Bu camide arınıp durulur, bütün duvarları ve sütunları bir harfler, semboller, şifreler dünyasına dönüştüren celi sülüs, talik ve divani yazıların her birini okuyup anlamaya çalışırken zamanı unuturum.
photo

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi? Ulucami, eski Bursa kartpostallarının hemen hepsinde manzaraya bütünüyle hâkim görünür. Şehir, onun ihtişamını görünür kılmak, daha doğrusu onun temsil ettiği değerlere saygısını ifade etmek için sürekli rükû ve sücud halinde gibidir. Göz kamaştırıcı bir yeşilliğin tabii bir uzantısı gibi şekillenen munis ahşap dokunun ortasında bir ışık kütlesi haline beliren; saltanatını ezip sindirerek değil, davet edip kucaklayarak süren bir ihtişam...
(Bursa Ulu Cami’den çalınan Ömer Lütfü Efendi imzalı sülüs hat levhası. Mahmut Şahin dijital hat arşivi)



Bursa'nın fethi, bana sorarsanız, Ulucami'nin inşasıyla tamamlanmıştır. Sarayının pencerelerinden yahut Bursa kalesinin burçlarından adını kıyamete kadar yaşatacak caminin yavaş yavaş şekillenişini seyreden Yıldırım Bayezid'in büyük hayaliyle bu caminin cesameti arasında doğrudan bir ilişkinin bulunduğuna inanıyorum. Moğol istilasının ardından paramparça olan Anadolu'nun, yirmi kubbenin bir araya gelerek üzerini örttüğü mekân gibi yeniden birleşip bütünleştiği büyük bir ülke hayali...

Ulucami'nin, İslâm'ı Anadolu'dan sürüp çıkarmaya niyetlenmiş müttefik bir Haçlı ordusuna karşı Niğbolu'da kazanılan büyük zaferin ganimetleriyle inşa edilmiş olması ona ayrı bir anlam kazandırır. Rivayet odur ki, zafer kazanıldığı takdirde Allah rızası ve halkın hoşnutluğu için yirmi cami yaptırma sözü veren Yıldırım, elde edilen ganimetin bu kadar camiye yetmeyeceği anlaşılınca damadı Emir Sultan'ın tavsiyesiyle yirmi kubbeli bir cami yapılmasına karar verir.

Emir Sultan dedim; başta onun gördüğü rüya olmak üzere, Ulucami'nin inşasıyla ilgili birçok efsanenin bulunduğunu biliyorum. Bazan efsaneler, bir devrin zihniyet dünyasına ayna tuttuğu için hakikati arşiv belgelerinden bile daha doğru yansıtır; ama saf tarihin efsanelerden daha heyecan verici olduğu zamanlar da vardır. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılları ve Bursa'nın bir "payitaht" olarak şekillenişi, bütün efsaneler hafızalardan ve kayıtlardan silinse bile güzelliğinden hiçbir şey kaybetmez; çünkü gerçeğin kendisi efsanelerden daha güzeldir.

Zamanda yolculuk mümkün olsa ve bana "Haydi Abbas, zamanda nereye istiyorsan, seni oraya götürelim!" deseler, herhalde Ulucami'nin taş taş yükselmekte olduğu günlere gitmek, bu caminin ilk halini görmek isterdim.
Ulucami talihsiz bir camidir; ibadete açıldıktan iki yıl sonra Yıldırım Bayezid'i büyük bir yenilgiye uğratan Timur, Bursa'yı da işgal etmiş, askerleri burada kaldıkları sürece Ulucami'yi ot ambarı olarak kullandıkları yetmiyormuş gibi ayrılırken ateşe vermişlerdi. Osmanlılara büyük öfke duyan Karamanlıların da yaktıkları Ulucami, bilindiği gibi, duvarlarındaki yanık izlerini ve is tabakasını yok etmek için bütünüyle sıvanmıştı. Eski kartpostallar, Ulucami'nin sıvalı halini gösterir.
Bursa'nın ve Ulucami'nin yaşadığı en büyük felaket 1855 depremidir. Ahmet Cevdet Paşa'nın Tezakir'de ayrıntılı bir şekilde tasvir ettiği, Keçecizade Fuad Paşa'nın tabiriyle "Osmanlı tarihinin dibacesi"ni zayi eden bu depremde, Ulucami'nin de mihrap ve minberin üzerini örten iki kubbesi hariç, bütün kubbeleri çökmüştü. Sultan Abdülmecid'in tamir ettirdiği bu muhteşem mabedin yazılarını "tashih ve tezyin" etmeleri için de iki büyük hattat, Mehmed Şefik Bey ve Abdülfettah Efendi, Bursa'ya gönderilmişlerdir. Bu bilgi, kalın sütunları tüy gibi hafifletip mekâna iç rahatlatıcı bir sıcaklık veren yazıların depremden önce de var olduğunu gösterir.

Yazının başında da ifade ettiğim gibi, Ulucami'nin duvar ve sütunlarını bezeyen büyüleyici yazılar, bir semboller ve şifreler ummanıdır. Mesela meçhul hattatın, güney duvarını bezeyen o naif Kâbe resminin altındaki yeşil renkli celî sülüs vav harfiyle ne söylemek istediğini hep merak etmişimdir. Allah'ın birliğini ifade eden vahdaniyet kelimesinin ilk harfi olduğu için Tevhid'e mi işaret etmek istiyordu? Belki de mesajını bu harfin ebced hesabındaki sayısal karşılığı olan 6'ya gizlemişti. Mehmed Şefik Bey'in tashih ettiği yazılardan biri olan müsenna çifte vav'ın kuyruklarının kesiştiği noktadaki boşlukta da "İttekû vâvât" (Vav'lardan sakınınız) hadisi yazılıdır. Buyurunuz, yorumlayınız!
http://farm4.static.flickr.com/3459/3778508933_5a839d3847.jpg
Bunları Bursa'dan bir dostumun gönderdiği iki kitabı okurken düşündüm. Mustafa Kara ve Bilal Kemikli'nin hazırladıkları Bursa'nın Kalbi Ulucami ve Bursa Hatırası... Ulucami hakkında uzmanlar tarafından yazılmış önemli yazılardan oluşan birinci kitap geçen yıl Bursa İl Özel İdaresi tarafından yayımlanmış. Sefine-i Evliya gibi önemli eserlerinden tanıdığımız Hüseyin Vassaf'ın 1901 yılında Bursa'ya yaptığı seyahati anlattığı Bursa Hatırası ise Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin yayınlarından çiçeği burnunda bir kitap...

Aziz dostlarım Mustafa Kara ve Bilal Kemikli'nin Ulucami hakkında daha kapsamlı bir kitap hazırladıklarını da bu vesileyle duyurmak isterim.

Tarih: 14 Nisan 2011 Kaynak: Zaman Yazan: Beşir Ayvazoğlu


VAVLAR BAKARKEN BULDUĞUMUZ
VAVLAR HAKKINDA BİR YAZI

Vav Harfi'nin Anlamları

Vav!

İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.

İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.

Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.

Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.

İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.

Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.

İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.

Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.

Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.

Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.

Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.

Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.

Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.

"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."

Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?

İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;

"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"

Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.

İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”

Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.

Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...

Muhabbetle

(Hakan Türkyılmaz'dan alıntıdır)


Aşkın Vav Hali
Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân’a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana

Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım
“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket
İster nuruna

Mehmet Ekinci

İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..

Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler.

Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.

Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.

Meşhur VAV Harfi

• Ulu Cami’nin her duvarında VAV harfleri yazılıdır. Ancak en meşhur ve en güzel VAV harfi budur.

• Halk arasında Hızır Aleyhisselam’ın bu vav harfinin önünde namaz kıldığı rivayeti yaygındır.

• Tezhib sanatı ile süslenmiş ve ucuna Lale motifi işlenmiştir. Lale süsleme sanatında Allah’ı c.c. sembolize eder.

• Vav harfi, Vahidiyet, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini ifade eder.

VAV HARFİ İLE BAŞLAYAN KELİMELERE DİKKAT EDİNİZ. SORUMLULUK GEREKTİREN İŞLERDİR:

VALİ, VEZİR, VELİ, VEKİL, VARİS, VASİ, VALİDE, VAAD ETMEK VB...
"Bursa Ulu Camii gezerken rehber duvarda asılı hatlardan yedi vav'ın sırrını şuna benzer manada anlatmıştı.

Peygamberimiz buyurmuş ki, "yedi vavdan sakınınız, ihtiyaç olmadığı halde vavların işaret ettiği mesleklere yönelmeyiniz."

Sabah namazı sonrasında anlattığı için bilincim tam açık değildi bu yüzden hadisi birebir hatırlamıyorum fakat 'yöneticiliklere -vali vs.- işaret eden VAVlardan sakının; mecbur değilseniz bu meslekleri seçmeyin' mealinde bir hadisti sanırım.

Yunus Bilge

Vav'lardan Çekinin
-Bursa Ulu Cami - Caminin batı cephesinde günümüzde hanımların namaz kıldığı yerin batı duvarında çok değişik bir şekilde işlenmiş büyük celi sülüt dört tane VAV harfi dikkat çekmektedir.

İttaku'l - vâvat. Bu önemli bir nasihattir. Allah Resülü (s.a.s) bizleri sorumluluğu olan şeylerden sakınma noktasında uyarıyor ve "Vavlardan sakının, çekinin" diyor.
Mesela Vali olmak, veli olmak, varis olmak, vekil olmak, vezir olmak, vakıf malını değerlendirmek, vallahu yemininde bulunmak vazifeleri yerine getirirken hassas olmamız ölçülü davranmamızı tavsiye ediyor, Efendimiz (s.a.s). İnşallah yerinde de görürsünüz.

VE BİR VAV BLOGU .http://biricikvav.blogcu.com/sayfa/1.

xxxx
çifte vav

vav diyen


ourobos:Kuyruğunu ısıran yılan - yaşamın ve zamanın sürekliliğini temsil eder
benzer şekildeki sion yılanı ise dünya hakimiyetini sembolize eder
Bu sembol, bir yuvarlak bütünlük ve devamlılık oluşturacak biçimde kendi kuyruğunu ısıran ejderha ya da yılan şeklinde resimlenir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder